Erzincanda türbesi bulunan Gavsul Vasilin Kutbul Arifin Muhammed Vehbi Heyyati (Terzi Baba) Hz. lerinin, İstanbul Fatih Kütüphanesinde mevcut bir el yazması kaynağa göre, müntesibi olan Bayburt’un Oruçbeyli (Eski adı Siptoros) köyünde medfun, bulunduğu devrin Gavsul Azma, Kutbul Arifin ve Kutbul Vasilini ve müceddidi Âlileri hocam AĞLAR BABA Hz. lerinin; Ecdadının Bayburta geliş leri şöyledir :
Buhâranın Kasri Arifan kazasından Seyyid Muhammed Emir Küllali Hz. leri ve ailesi; Oğulları Selim ile birlikte Kasri Arifandan çıkıp önce Ural nehrinin boylarındaki yaşayan Kırgız Türkleri ile buluşup, görüştükten sonra oradan ayrılarak Karabağ, Gence ve Tebriz’e gelmişlerdir. Tebrizden Bağdata göçmüşlerdir. Bir müddet burada kaldıktan sonra oradan da durmayarak Şama, Şamdan Halep yoluyla da Türkiye’ye, içinde bulundukları Sadrettini Konevi Devrinde Karaman ve Konyada bir müddet, kalmışlardır.
Konyadan da kalmayarak Kayseri, Sivas yoluyla Erzincana gelmişler ve burada bir zaman kalmışlardır. Erzincana geldiklerinde Selim Babanın oğlu İrşadi Baba burada zamanın Gavsul Azamı olan Vehbi Heyyati (Terzi Baba) Hz. lerinde Turuku Âliye intisap eder.
Erzincandan da Erzuruma göç eden Selim ailesi Erzurumda bir zaman kaldıktan sonra oradanda, durmayarak Bayburta göç etmişlerdir. Bayburtta kendi adlarını verdikleri Seyyid Yakub yaylasını kurarlar ve buraya yerleşirler, Seyyid Yakub Hz. lerinin vefatına kadar burada kalan Selim ailesi Seyyid Yakub Hz. lerinin vefatından sonra yine Bayburtun Sindelli köyüne gelmiş ve buraya yerleşmişlerdir. Aradıklarını burada, da bulamayan Selim ve İrşadi Babalar buradan da göç ederek Bayburtun başka bir köyü olan Zargıdı’ya gelmişlerdir. Buraya yerleşen Selim ve İrşadi Baba’lardan bu defada İrşadi Baba yalnız kendisi Siptoros köyüne göç etmiştir.
Siptoros köyünde günler geçmeye başlayınca bir gün şöyle bir olay olur; Köyde bulunan kilisenin damına çıkan İrşadi Baba Hz. leri Ezan okumaya başlar, Ezanı duyan köyün yerlileri ve kilisenin sahibi bulunan Ermeniler yarı hayret yarı kızgınlık içinde durumu seyrederler, duruma sinirlenen köylüler; Zira Ezan okunan kilisenin kiliselik hükmünün kalmadığına varırlar ve doğruca Erzuruma Valiye İrşadi Baba Hz. lerini şikâyet etmeye giderler.
Hediyelerini sunduktan sonra durumu olduğu gibi Vali beye anIatırlar Vali hediyelerin de tesiri ile hem hayret hemde kızarak hemen bir celp çıkarttırıp İrşadi Baba’yı Erzuruma mahkemeye çağırttırır.
Celp üzerine Erzuruma gelen İrşadi Baba huzura çıkar. İrşadi Baba’yı gören Erzurum Valisi şu seme adam mı yaptı hep bunları deyip hiddetlenir. Ne yazık hiddeti kursağında kalır, zira kerameti hasıl olan İrşadi Baba.’nın Azametinden olduğu yerde kaskatı kesilen vali beyin alt dudağı çatlayarak göğsüne doğru bir kanın sızdığını, aynı zamanda içinde bulunduğu binanın da bir yandan sallanmaya başladığını farkeden vali 3, 5 dakika süren bu durum geçtikten sonra birden toparlanan vali ileri atılıp İrşadi Babanın eline sarılarak başlar ağlayıp özür dilemeye.
Babacığım sen doğru k:öye git ve orasını (Kiliseyi) cami yapıp ibadetinize devam edin bizede hayır duada bulunun der. Şaşıran şikâyetçiler neoldu vali bey, biz adamı sana şikâyet ettik, gelsin ben ona sorarım dedin. Adamı görünce değil cezalandırmak eline sarılıp kilisemizi de adama verdin dediklerinde; Susun be adamlar görmediniz galiba o zat içeri girer girmez ne hal oldu; Omuz başlarında iki ejderha açmış ağızlarını değil beni bütün Erzurumu bir lokmada yutacaklar sanki, siz olsaydınız korkudan kimbilir ne yapardınız dediklerinde onlarda hayret ve şaşkınlık içerisinde son umutlarınında suya düştüğünü anlarlar.
Vali bey getirdikleri hediyeleri geri vererek alın bunları birazda siz üzerine koyun kendinize başka bir kilise yapın, bende gerekeni yaparım deyip adamları başından savar.
İrşadi Baba Hz. leri içeri girdiğinde kendisine seme denildiğini duymuş idi, bunun üzerine şu beyiti söyler;
Abdal arayub gezerim
Ariflerin Casusuyem
Suretime bakma benim
Siretimin namusuyam
Müftülerin fetvasıyam
Aşıkların elmasıyam
Şahi merdan Kal’asıyam
Heç bir gülle sökmez beni
Mey doldurup kanarım
Teşneye bade sunarım
Türlü çiçeke konarım
Selvi kovan arısıyam
Kendimi yerde sanarım
Viranelere konarım
Çakmak daşında yanarım
Gürgen kavı kurusuyam
Ağrı dağı dartmaz beni
Bin pehlivan eğmez beni
Herbir koten sökmez beni
Devri Adem harosiyem
İrşadiye derler seme
Attı gami düşdü deme
Hû çektiğim bir Ademe
Aman vermez darısıyam.
Seyyid Yakub Hz. lerinin torunu olan İrşadi Babanın doğumu (1806 – 1877) bulunduğu zamanın Gavsul Azamı olarak Cenabı Hakkın hidayeti ve manevi kudreti ile İrşad makamına haiz olduğu için halkı irşad ve terbiye etmiş. Kendi geçimleri için çiftçilik yapar, ziraatle uğraşırlardı.
Kendileri; muazzam bir müceddidi Âli olan İrşadi Baba Hz. leri kendi kaleminden çıkan el yazması Menakıp, Muhammediye ve bir de yarım bıraktığı, ileride bir torunun dünyaya gelip bu eseri tamamlayacağını söylediği Kısas-ı Embiya adlı eserlerinin yanında bu eser içindede yer yer manzumelerine raslanacaktır.
İrşadi Babanın oğlu Ahmed Küşadi Baba da (1846 – 1911) tarihleri arasında, yaşamış olup pederi Âlileri gibi Güzide zatIardandı.
Kudreti İlahi ile suya teveccüh edip bal şerbeti yaparak halka dağıtıp içirirlerdi. İçenlerden öğrenildiğine göre şifa bulduklarıda günümüze kadar anlatılagelmiştir.
İrşadi Baba Hz. lerinin yazarken yarım bırakıp ileride benim bir torunum gelecek bu eseri o tamamlayacak dediği torunu Ahmed Baba Hz. lerinin oğlu (Küçük İrşadi) Ağlar Baba dünyaya, geldiği 1881 tarihinden kısa bir zaman sonra başta dedesi İrşadi Baba, Muhammed Vehbi Heyyati Hz. leri (Terzi Baba) ların ruhaniyetlerinden Babası Ahmed Küşadi Babadan da bizzat himmet ve alaka görüp kısa bir zamanda birçok ilimleri Arapça, Farsça, Zahiri, Batını ve Ledünni ilimlerini öğrenip dedesinin yarım kalan Kısas-ı Embiya adlı eserini tamamlamıştır. Ayrıca kendisininde bu kitaptan başka menakıbı ve birkaç eseri daha mevcuttur.
77 senelik ömürleri içerisinde binlerce insanın irşadına vesile olan zamanın Gavsul Azamı Kutbul Arifini ve Kutbul Vasilin evlâdı Resul Küçük İrşadi ( AĞLAR BABA) Hz. lerinin darul fena olan bu alemden darul beka olan ebedi aleme teşrifleri 1958 yılında olmuştur.
Cenabı Mevla cümlemizi şefaatlerine nail eylesin. Amin.
Paki Muhammedi olan nesli hali hazırda Gümüşhane vilayetinin Bayburt kazasının Uruç beyli köyünde bulunan oğulları , Ahmed Baba, Selim ve Halil efendiler ile devam etmektedir.
Hocam AĞLAR BABA Hz. lerinin irşadına vesile olan başta babası Ahmed baba, dedesi İrşadi baba ve Muhammed Vehbi Heyyati Hz. leri (Terzi Baba) dır. Cenabı Mevla cümlesinden razı olsun ve cümlesinin şefaatlarına, cümlemizi nail etsin. Amin
SİLSİLEYİ ÜVEYSİ
Seyyid Küçük İrşadi ( AĞLAR BABA) Hz. leri
Seyyid Ahmed Baba Hz. leri
Seyyid Selim Baba
Seyyid Yakub Hazretleri
Seyyid Muhammed Vehbi Heyyati (Terzi Baba)
Seyyid Muhammed Mekki Hz. leri
Seyyid Şahı Nakşibendi Muhammed Bahaaddin-i Üveysil Buhari
Veysel Karani K.S.
Ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa S.A.V. Hz. Leri
Hocam Ağlar Baba Hz. lerinin bizlere emanet ettiği Veysel Karani K.S. Azizden intikal eden virdi şerifi aşağıdaki tertip üzeredir ve devam etmektedir.
33 İstiğfar
3 Kulhu
1 EIham
okuyup ervaha hibe ettikten sonra rabıtayı şerif denir ve gözleri kapar, bu ezkâra devam edilir.
100 Estağfuruliah ve etubu ileyh
300 Bismillahirrahmanirrahim
500 Allah
100 Allah Hey
100 Ya Hû
100 Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve Resulihi
500 Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah
100 La maksude illallah
100 Allahümme salli alâ seyyidine Muhammedina Muhammed.
100 Bismillahirrahmanirrahim Kulhü vallahü ehad AIlahüssamed lem yelid velem yûled velemyekünlehû küfûven ehad.
Bu önsözümüzü gene hocam Mürşidim Gavsul Azam Ağlar Baba Hz. lerinin kendi yazmış olduğu kitabından aldığımız ön söz beyiti ile kapatırken, ihvan arkadaşlarımın bütününe bu yol gösterici feyiz saçan tevhid yolu ile irşadımıza vesile olan AĞLAR BABA Hz. lerinin şefaatına nail etmesi için yüce Allaha dua ederiz. Amin.
Şehri gülden esti sana bir seba
Bildiğini söyle ey AĞLAR BABA
İptida sen anlaki anladasın
Dinleyeni Hak yoluna koyasın
Temreyi ham armudiyle aşlama
Bilmediğin söze asla başlama
İptida biz bir salavat verelim
Dört ilimden azca bahse girelim.
Bu değerli eserin hazırlanmasında emeği geçen büyük zat, Ankara ve Türkiye’nin birçok il ve ilçelerinde fahri vaizlik yaparak halkın irşadına çalışan Hacı Mustafa Akdoğan’ın oğlu AĞLAR BABA’ nında halifesi bulunan
Hacı Seyfeddin AKDOĞAN’dır.
Allah bize böyle güzel bir eser kazandırdığı için kendisinden razı olsun.
Mart 1978



Users Today : 9
Users Yesterday : 0
This Month : 10
This Year : 10
Total Users : 46
Views Today : 14
Total views : 416
Who's Online : 1